Seçil Erzan’ı darp ettiği iddia edilen Semih Kaya: Beni oraya bir yem gibi çağırdı; benden bir gün önce oraya kimler gitmiş araştırsınlar!

Bankacı Seçil Erzan‘ın aralarında ünlü isimlerin de olduğu çok sayıda kişiyi dolandırdığı yüksek kâr vaatli fona para yatıran isimlerden biri de eski futbolcu Semih Kaya oldu. Tutuklu sanık Seçil Erzan’ın kendisini dövüp zorla para aldığını öne sürdüğü Semih Kaya, “Öyle bir şey kesinlikle yok” diyerek kendini savundu. Seçil Erzan’ın kendisine para görseli attığını ve evine çağırdığını anlatan Semih Kaya, “Beni oraya bir yem gibi çağırdı, gittim, para alacağımı düşündüm. ‘Sonra ödeyeceğim fondan para çıkamadı’ dedi. Geri döndüm” dedi. Kaya’nın avukatı Ahmet Kurutluoğlu, “Semih’i de bu işin içine çekmek için kurgulanmış bir senaryo oynanıyor olabilir mi?” sorusunu gündeme getirirken, Semih Kaya da, “Ben oraya gittikten sonra bir gün öncesinde oraya kimler gitmiş araştırabilir. Ben biliyorum ama söylemeyeyim. O konuda hiçbir açıklama yapmak istemiyorum. Onlar zaten gerekli kayıtlarda” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Avukat Ahmet Kurtoğlu, Seçil Erzan’ın Semih Kaya’ya ilişkin ifadesinde belirttiği rakamın yanlış olduğunu ileri sürdü, “Semih Kaya’nın 4 milyon 100 bin dolar verdi, Seçil Erzan’a göre ne kadar verdi üç iki yüz. Aradaki fark 900 bin dolar. Demek ki Seçil Erzan diyelim ki 3770 ödese Semih üç iki yüze göre 500 bin dolar fazla almış görünüyor. Ama Semih’in verdiği para üç iki yüz değil. Verdiği parayı düşük hatırlayınca veya kasten düşük hatırlamak isteyince Semih pozitif bir durumda olmuş gibi görünüyor ama gerçekle alakası yok. 3 milyon 200 bin uydurma bir rakam” dedi.

Şimdiye kadar çektiği ve aldığı paraların banka kayıtları olduğunu, aldığı dökümanların hepsinde imza ve banka mührü olduğunu belirten Semih Kaya, açıklamalarında Seçil Erzan’dan aldığı çantanın içinden çıkan GPS cihazına ilişkin de konuştu, o günü anlattı.

Semih Kaya ve Avukatı Ahmet Kurutluoğlu, gazeteci Nevşin Mengü’nün konuk oldukları Youtube programında sorularını yanıtladı.

Semih Kaya ve Avukatı Ahmet Kurutluoğlu’nun programdaki açıklamaları şöyle:

“Semih’in konuşmasının vaktidir”

AHMET KURUTLUOĞLU: Erzan yatırım yapan insanlar başlangıçta hiç şüphelenmek yatırımlarının verimli olacağına inandılar büyük bir teslimiyet içinde yatırımlarını Seçil Erzan’a verdiler, yaptılar ama bugün şüpheli durumdaki Seçil Erzan’dan şüphelenmeyenler sadece Semih gibi yatırımcılar değildi. Şüphelenmeyenler kategorisine şu anda bütün Medya dahil oldu, bütün Medya Seçil Erzan’ın özellikle duruşmada verdiği ifadeyi aldı o ifadeyi mutlak doğru kabul etti ve o mutlak doğrunun peşinden gitmeye başladı. Nasıl yatırımcılar yanıltıydıysa bugün Türkiye’deki anlı şanlı gazeteciler, anlı şanlı yorumcular, adına her ne derseniz deyin araştırmacı yazarlar biraz da avukatlar Seçil Erzan’ın yeni kurbanları oldu. Üstelik bu grubun bazıları da bazıları da bunu kendileri için bir meşhurlaşma vasıtası olarak kullanıldı. Seçil Erzan dosyası Dolayısıyla de bir kesim için bir sanayi haline geldi.

Buraya geldim burada konuşuyorum bir kere bütün Türkiye bilmeli ki ben bu yaptığım konuşmayı Semih’le sınırlı tutuyor olsam dahi, ceza kanununun 277 ve 288 maddeleri bu konuşmanın dahi yapılmasına dahi manidir. Bütün televizyona çıkanlar, bütün konuşanlar, bütün yorumda bulunanlar, Semih’in ismi zikredenler, Semih’in menajeri Fırat’ın ismini zikredenlerin hepsi suç işliyorlar. Ben sadece Semih için konuşacağım için suç işlemediğim inanıyorum.

Semih’in konuşmasının vaktidir ve dolayısıyla Semih de ben de bu iftiralara bir dur demek adına buradayız. Ayrıca şunu söyleyeyim ben Semih’le birlikte Fırat’ı da temsil ediyorum. Yani Semih’in menajerini Semih için ne söylüyorsam bütün ana hatlarıyla Fırat için karbon kopi Fırat için de geçerlidir. Fırat menajer olduğu için buraya gelip e konuşmak istemedi Ama bu söylediklerimin Fırat içinde doğruluğunu kabul edebilirsiniz.

“Semih, mayıs ayında yani bundan 6 ay evvel şikâyetini savcılığa yaptı”

Mayısta yani bundan 6 ay evvel semin şikâyetini savcılığa yaptım. Semih Suskun filan değil Semih suç ihbarını Şikayetini yapmış vaziyette.

NEVŞİN MENGÜ: Siz dövdünüz mü Seçil Erzan’ı, para istediniz mi?

SEMİH KAYA: Şimdi Nevşim Hanım şöyle bir şey söyleyeceğim Benim bir eşim var, beni tanıyanlar az çok kişiler bunu bilir, ben eşim olmadan hiçbir yere gitmem. Eşim olmadan birisiyle hele ki bu bir hanımefendiye onunla görüşmem. Öyle bir şey kesinlikle yok. Ben neden şiddet uygulayım? Benim bir annem var, benim yeğenim var. Kesinlikle böyle bir şey yapmadım ki. Bununla ilgili zaten kanıtlarım var elimde ben sadece şunu anlamıyorum mesela suskunluğumu bozuyorum şu an, çünkü böyle bir şey yapmadığım için kendimi artık ifade etmem gerekiyor. Beni artık yani kadına şiddet ya da kadını tartakladı şeyle itham etmesinler. Çünkü ben gerçekten böyle bir şey yapmadım

NEVŞİN MENGÜ: Siz Seçil Er zanla nerede tanıştınız ve nasıl iş yapmaya başladınız?

“Benim güvendiğim kişi Seçil Erzan değil, paramı yatırdığım bankadır”

SEMİH KAYA: Şöyle oldu, hatta şurada notlarımı da aldım eğer sizin için bir sakıncası yok yoksa, ben 2011 yılında Galatasaray a takımında oynamaya başladığımda Denizbank’ta benim hesabım açıldı. Elde im kazandığım bütün paralar kulübüm DenizBank’ın Flora şubesine yatmaya başladı, diğer tüm takım şeyleri gibi, her oyuncunun olduğu gibi DenizBank’ın hesaplarına yatırılıyor. Ben oradan kendisiyle E bir iletişime girdim ama bu iletişimimiz normal müşteri şube müdürü olarak o dönemlerden hiçbir şekilde olan biten bir şey yoktu.

Ben aslında bankacıya güvenmiyorum, ben bankaya güveniyorum. Bankacı orada belirli söz sözleşmelerle bana belirli şekilde paramın değerleneceği söylediği için ben bankaya güveniyorum, bankacıya güvenmiyorum ki. Benim burada güvendiğim kişi Seçil Erzan değil benim güvendiğim kişi burada kurum olarak o paramı yatırdığım bankadır her zaman o isimdir.

“Seçil Erzan bana Fatih Terim fonu demedi, hiçbir riski olmayan daha iyi getirili bir fon olduğunu söyledi”

Yani o kişi bana resmi olarak sözleşmelerle, kontratlarla paramın değerleneceği ne mal alacağımı söylüyorsa ve benim başka bir fonda olup biliyorsunuz KKM fonunda bulunan paramı daha iyi şekilde değerlendireceğini söylüyorsa ve bunu sözleşmelerle bana kanıtlıyorsa…

Oğuz Atilla Bey vardır, bilmiyorum isim söylemem ne kadar belki de onu da, hedef olarak göstermeden söylemeye çalışalım. DenizBank’ın kendi bünyesinde çalışan, kur korumalı fonu idare ettiğini söylediği bir kişiyle ben iletişime geçtim, bu kişi de gerçekten çok saygılı kişilikli birisi. Bana KKM’nin ne kadar getirileri olacağını söyledi ben de buna imza attım. 1.2 milyon euro’luk meblayı ben KKM fonuna koydum. Bu işlemi yaptıktan yaklaşık 15 gün sonra da Seçil Erzan kendi odasında bana bundan daha iyi getirili bir fon olduğunu söyledi ve bunların tamamen resmi olduğunu ve bana belgeleriyle dokümanlarıyla birlikte bunun resmi olduğunu kanıtlar şekilde bir belge sundu. Antetli, kaşeli, kendi imzasının bulunduğu, bunun garanti olduğunu ve hiçbir riskinin olmadığını ve tamamen yasal şekilde uygulandığını, bankanın özel müşterilerine istisnai durumlarda yapıldığını söyledi. Normal böyle bir kurumun ve Şube Müdürünün belgelerle dokümanlarla birlikte size sunduğu belgelerde hiçbir şekilde bir şüpheye kapılmazsınız. Bunun için Terim fonu demedi. Bunun kendi bireysel benim fonum olacağını söyledi.

Parasını aynı banka içinde çekip Seçil Erzan’a odasında elden vermiş

AHMET KURUTLUOĞLU: Diğerlerinin durumunu bilmiyorum ama Semih’in durumunda çok net bir fotoğraf var o da şu; getirdiği Seçil hanıma verdiği bütün paralar biraz istisnası varsa % 90’ı diyeyim, çok bağlayıcı olmasın, kendi banka hesabından Denizbank hesabına gelmiş Semih şubede bu paraları DenizBank şubesinde çekmiş. DenizBank’a 4 seferde 5 seferde neyse DenizBank’ın ilgili şubesine getiriyor, şubede parayı nakden çekiyor, Seçil Hanımın odasına gidiyor, odasında parayı Seçil hanıma teslim ediyor.

Levent’e geliyor para, Levent şubesinde kendisi tarafından çekiliyor. Seçil Erzan’a teslim ediliyor. Bitmedi burada başlıyor; Seçil Erzan’dan tahsil ettiği bütün paraları da gene bankacılık sistemine kendi hesabına yatırıyor ve bunların dekontları da var. Savcılığa ben bu dekontları tek tek verdim, verdiği sabit, aldığı sabit.

Çok basit, fotoğraf şu; verdiği para 4.100 bin dolar civarında, aldığı para 3 milyon 500 küsür bin dolar civarında, kalan alacağı 537, 547 her ne ise böyle bir rakam. Yani kendi koyduğu Öz kaynağa 500 bin küsür dolar eksiğiyle tahsil edebilmiş yatırdığı belli, çektiği ve bankaya koyduklarının tamamı belli.

WhatsApp konuşmalarını kanıt gösterdiler

NEVŞİN MENGÜ: Diyor ki Seçil Erzan, “Semih bana zorla para sattı.”

AHMET KURUTLUOĞLU: (Seçil Erzan’ın Semih Kaya’ya 6 Nisan tarihinde attığı WhatsApp mesajları gösterdi) 6 Nisan, yani Seçil Erzan olayının patladığı 7 Nisan gününden bir gün

Önce, mesaj Seçil Erzan’dan geliyor ve şöyle başlıyor, “ablacığım”, kendisine dayak atan, öldüren, bitiren insan Semih’le “Ablacığım biliyorum bekliyorsun, ben de almak için bekliyorum, inan pazartesiye kalmayacak Fırat’a da söz verdim.”

Kendisini sözde döven insana ablacığım diye hitap eden bir kadın ve kalan borcunu da pazartesiye İnşallah ödeyeceğim diyor, iki kişiye, bir Fırat’a bir Semih’e. Bu parasını almadığının da ispatı dövmediğinin de ispatı.

“3 milyon 200 bin uydurma bir rakam”

Kendisi 4 milyon 100 bin dolar verdi, doğru mudur, evet. Banka kayıtlarıyla belli. Ne kadar Seçil Erzan’a göre verdi 3200. Aradaki diferans ne 900 bin dolar. Demek ki Seçil Erzan diyelim ki 3770 ödese Semih 3200’e göre 500 bin dolar fazla almış görünüyor. Ama Semih’in verdiği para 3 200 değil. Verdiği parayı düşük hatırlayınca veya kasten düşük hatırlamak isteyince Semih pozitif bir durumda olmuş gibi görünüyor ama gerçekle alakası yok. 3 milyon 200 bin uydurma bir rakam. 3.5 verdi bana, ben 4 küsur verdim.

“Türkiye beni kadın döven, şiddet uygulayan, şiddet yanlısı, tefeci olarak suçluyor artık konuşmalıyım”

SEMİH KAYA: Konuşmadığım için üstüme bu kadar gelindiği için artık konuşma fırsatı yakaladım ve bunu değerlendirmem gerekiyor. Benim kendimi savunmam gerekiyor. Nasıl ki diğer kişilerin avukatları müvekkillerin savunuyorsa… Yani ben sustuğum için insanların gözünde farklı şekilde lanse edilmek istemiyorum artık. Yani benim hayatım boyunca yapmak istediğim bir şey vardı, çocuklar beni örnek alsın, benim izlediğim yolu izlesinler bir şeyleri başarabileceklerine görebilsin diye uğraştım. Şu an gelinen noktada hani bütün Türkiye beni kadın döven, şiddet uygulayan, şiddet yanlısı, tefeci olarak… Ya ben 10 gündür tefeci olarak suçlanıyorum, 10 gündür kadın dövüyorum diye suçlanıyorum.

(“MİT’ten tanıdıklarım var, senin yanına bırakmayız” dediği iddiası) Araştırabilir telefonu mu araştırabilirler. (Selçuk İnan’ı da ikna ettiniz mi bu fona girmesi için?) Bunun sorulması

gereken konu gerçekten ben değilim. Hayır ben kesinlikle bahsetmedim böyle bir şeyi. Bunu Selçuk abiye kendiniz ya da diğer kurumlarda, ne bileyim savcılar sorabilir, cumhuriyet savcıları sorabilir ya da emniyet müdürlüğünden sorabilir. Onun ifadesini de alabilirler ki almışlardır. Eğer böyle bir şey olduysa gerçekten dürüstçe çıkıp söylesin benim değer verdiğim her zaman güvendiğim, inandığım birisi.

“Mühürlü, imzalı, şubede çıktısı alınan, diğer bankacıların getirdiği belgeler…”

NEVŞİN MENGÜ: Siz bu paraları ne zaman verdiniz, kaç ay beklediniz?

SEMİH KAYA: Tam net tarihlerini sizlere söyleyeyim. Çünkü şöyle bir şey oluyordu, paranı yatırıyorsun sana resmi belgeni veriyor, diğer bütün herkese de o şekilde olduğunu düşünüyorum. Çünkü belgeler onu gösteriyor. Paran değerlendi diyor. Bu kadar daha getirirsen bu kadar daha değerlenecek diye belgeni alıyorsun. Bu resmi belge, resmi Denizbank yazıyor üstünde . Kendi imzası ve DenizBank’ın mührü olan belge.  Direkt çıktısı alınmış bir kağıt ve bana kaç kere o şekilde oldu. Kendi şubesinde diğer yanında çalışanlardan diğer bankacılardan rica ettiği ve o bankacıların getirdiği kağıtlar.

“Hiç kimsenin elinde olmadığına inandığım bir belge…”

AHMET KURUTLUOĞLU: Size hiç kimsenin elinde olmadığına inandığım bir belge göstereceğim. Bu belgenin fotoğrafını savcılığa verdim. Seçil Erzan’ın bilgisayarı açık, bilgisayarında sizle alakalı bunu kamuoyunu nasıl görür bilmiyorum, “Denizbank Yatırım Hizmetleri Grubu Deniz Portföy Pipeline Fonlar” yatırıma başlayan ve hazırlanan fonlarımız SPK sürecinde olan planlanan fonlarımız diye bir belge. Bu Semih Erzan’ın bilgisayar kaydının görüntüsüdür.

Semih neye inandı? Semih bunlara inandı, bu bilgisayar görüntüsüne bu bilgisayar kaydına bütün paraları bankada teslim ettiğine ve bankanın fonu olduğuna inandı.

Semih Kaya’ya verilen para çantasının içindeki GPS

SEMİH KAYA: “(Semih Kaya’ya verilen para çantasının içindeki GPS) 14 Mayıs mı emin değilim 14 Nisan’da da mayıs ayında olması gerekiyor. Seçil Hanım bana bir tane laptop çantası verdi. O tarihte ve ben o tarihte bana bankanın içinde kendi odasında verdiği çantayı aşağıda vezneye götürüp kendi hesabıma yatırdım. Vezneye gidip kendi hesabıma parayı yatırdığımda tekrar odasına çıkıyorum, normal konuşmamız devam ediyor. Daha sonra da Bodrum’a gideceğim, hani şu meşhur olarak konuşulan Bodrum’dan kendisinin bana ev aldırdığı, ben hayatım boyunca hiç para kazanmadan Bodrum’dan ev alamazdım! Hayatım boyunca çünkü hiçbir gelirim yok benim! 12 yıl boyunca 13 yıl boyunca profesyonel olarak sözleşmelere imzalamadım, futbol oynamadım, vergisini ödediğim aldığım maaşları ben elde etmedim! Bütün her şeyi tamamen Seçil Hanım aldırdı bana o evi de!

“Dekontum da var, çantanın görüntüsü de var, o çantaya 2,5 milyon dolar sığar mı fotoğrafı var”

GPS olayı şu şekilde oldu; dediğim gibi yatırdım paranın için çantanın içinde de sanırsam Atilla Bey, ismi geçen e şahıs, 2,5 milyon dolar olduğunu söylüyor. Dekontum da var, çantanın görüntüsü de var çantanın ne kadar büyük olduğu da var, o çantaya 200 bin dolardan fazla ne sığabilir ya da 2,5 milyon dolar sığar mı, onun da görselleri var. Bunların hepsini ben halk huzurunda insanların vatandaşlarımızın takdirine bırakacağım.

“Atilla beyi sevgilisi olarak tanıştırdı, ‘belalım’ dedi, kendisini takip ettirdiğini söyledi”

Daha sonra Bodrum’a gidip evimin durumunun ne olduğunu görmek için, almıştım çünkü yani ödemelerini hala yapıyorum. GPS olduğunu ben Bodrum’a gidip akşam gece döndüğümde, yine eşim yanımda, arabanın içinde o bulunan GPS cihazında onu alan kişinin telefon numarasını yüklediği kişiden uzaklaştığında GPS cihazı bir ses çıkartıyor. Biz arabanın içinde bunu aramaya başladık. Nereden geliyor bu ses? Duyamıyoruz çünkü yani tam net olarak aklımıza gelmiyor ki Seçil Erzan’ın bana verdiği çantada GPS cihazı çıkabileceği! Daha sonra eve gittiğimde buluyorum GPS cihazını, Seçil Erzan’la konuşuyorum gece, ne oluyor diyorum, siz beni takip mi ettiriyorsunuz ya da ne işler çeviriyorsunuz? Neden benim para yatırdığım çantada GPS cihazı çıkıyor? Bunların hepsini sorguluyorum. GPS cihazı son 4 hanesini numarasını bulabildim internetten, kendisine ilettim, sonra şöyle bir geri bildirim geldi geri cevap geldi; “Bu benim eski sevgilim, belalım, beni yalnız hiçbir şekilde bırakmıyor, sürekli takip ediyor, büyük ihtimal ondan aldığım çantanın içine kendisi bunu koydu.”

“Tedirgin oldum, korktum, eşimle birlikte yalnız yaşıyorum”

Herhalde sürekli ona hediyeler gönderilmiş, kahvaltı sofraları, restoranları falan varmış galiba Ailla Bey’in kendisiyle de tanıştım zaten eski sevgilim diye tanıştırdı. Tamam dedim o zaman bana bunu kanıtlayın, bana kanıtlayın ki benim bir sıkıntıda bir problemde olmadığımı ben hissedeyim. Tedirgin oldum, korktum, eşimle birlikte yalnız yaşıyorum. O zamanki dönemde Zekeriyaköy tarafında ıssız bir yerde yaşıyordum yani, ister istemez korkuyorsun, eşinle yalnız yaşıyorsun evde. Ne düşünür ki bir insan.

“Benim yaptığım da saçmalık Ben neden arıyorum ki adamı!

Tamam dedi kendisi konuşmuş Atilla beyle bana iletti numarasını benim yaptığım da saçmalık ben neden arıyorum ki adamı, yani o da saçma. Panik oldum, korktum. Kim kim diye öğrenmek istedim. Durumun ne olduğunu sordum, kendisi de bana kendi çantasının olduğunu seçil Erzan’ın odasında kaldığını, orada unuttuğundan dolayı daha sonra gidip alacağını söyledi. Seçil hanım da o çantada bana para takdim etmiş ve kendi parasıymış Atilla Bey’inmiş. Gayri resmi bir şey yapsam zaten ben Nevşin Hanım ben neden hesabıma yatırayım ki o parayı?

“O çantada 2.5 milyon dolar yoktu”

AHMET KURUTLUOĞLU: 2,5 milyon dolar bir çantaya girmez 2,5 milyon dolar ancak bavula girer. Bana inanmayın fiziki ölçülerini çıkartırım bir çantaya 2,5 milyon doları sığdıracak bir baba yiğit yok. Zaten çıkan parayı Semih yatırmamış olsa Semih’in bankayı vir bavulla terk etmesi lazım

“Atilla Bey neden bana o çantanın içinde para olduğunu söylemedi?”

Atilla beyle ben ertesi gün eşim de yanımdaydı yine, Seçil Hanım tabii ki de kendisiyle bir görüşme gerçekleştirmiş. Ne olur o çantada e para olduğundan bahsetme demiş. Madem siz o çantayla para teslim ettiniz bankacıya, o bankacı o para dolu çantayı laptop çantasını bana teslim etti. Siz ertesi gün benimle görüştüğünüzde neden o paranın kendinizin olduğunu söylemiyorsunuz? Bana bunu söylesenize! “Daha önceden çantam çalındı, o yüzden GPS koymuştum çantalar karışmış Seçil hanım da benim çantamı size Vermiş” diyor, ne düşünebilirsiniz?

“Semih’i de bu işin içine çekmek için kurgulanmış bir senaryo oynanıyor olabilir mi?”

Seçil Erzan’ın Semih için söyledikleri biraz Seçil Erzan tarafın dan biraz da başkaları tarafından başkaları tarafından kurgulanmış bir senaryodur. Semih’in Seçil Erzan’ın evine gittiği tarihler ne zaman HTS kayıtlarıyla birlikte ortaya çıktı. Acaba birileri o HTS kayıtlarına bakıp

Semih’in eve gittiği tarihler Seçil hanıma elden para götürdüğü iddia edilen insanın tarihleriyle eşleşti mi? Acaba “Semih aldı denilse iyi olur mu” demiş birtakım beyinler olabilir mi? Bunu çok muğlak söylüyorum. Semih’i de bu işin içine çekmek için kurgulanmış bir senaryo oynanıyor olabilir mi? Bunu bir soru işareti olarak söylüyorum Hiçbir kişiye bir yorumum yok ama bu çok ciddi bir soru işaretidir, çözeceğim.

Seçil Erzan’ın evine gittiği günü anlattı: Beni oraya bir yem gibi çağırdı

(Nevşin Mengü: Semih Bey siz Seçil hanımın evine gittiniz mi? Neden gittiniz?

SEMİH KAYA: Bana bir fotoğraf attı para geldiğini söyledi fondan para çıktığını, mavi bir çantanın içinde olması gerekiyor galiba içi mavi bir çanta, fotoğraf attı bana, meğersem kurguymuş. Ben de gittim oraya, normal olarak zararım var çünkü onu karşılamam gerekiyor bir şekilde ana paramı tamamlamam gerekiyor, gittim yanlış hatırlamıyorsam annesi vardı evin içinde, annesinin yardımcısı vardı, kendisi de kapıda beni karşıladı. Kapının önünde konuştuk, içeri girmedim. Orada bulunan kişi de bunu teyit edebilir. Sordum, normal hakkım olarak ki beni oraya bir yem gibi çağırdı gittim ben de para alacağımı düşündüm. Semih sonra ödeyeceğim fondan para çıkamadı dedi. Saat 8,5 civarıydı. O gün antrenörlük seminerindeydim, sağ olsun hocamızdan da o gün o akşamı bir buçuk saatlik izin aldım. Tabii ki de Hocama bundan bahsetmedim gittiğimde öyle bir şey olmadığını gördüm yine aynı şekilde yine Riva’ya kamp yaptığımız tesislere geri döndüm. (Nevşin Mengü: “Garipsemediniz mi bir bankacı niye akşam 8.30’da birini evine çağırsın ki?) Hiçbir fikrim yok ki o orada artık yani kendi paramı kurtarmanın o kadar derdine düştüm ki normal olarak her parasını o anlamda kaptıran birisinin yapacağı şeyi yaptım, gittim almaya. Hatta 20 dakika falan konuştuk. Kendi evinde bütün kamera kayıtlarını incelesin, ben oraya nasıl girmişim, ne şekilde çıkmışım, şunu da söylemek istiyorum, o gün orada görevli bir güvenlik vardı. O güvenlik memuruna da danışabilir. Ben tanıdı, konuştuk normal sohbet ettik.

“Ben oraya gittikten sonra bir gün öncesinde oraya kimler gitmiş araştırılsın”

Ben oraya gittikten sonra bir gün öncesinde oraya kimler gitmiş araştırabilir. Ben biliyorum ama söylemeyeyim. O konuda hiçbir açıklama yapmak istemiyorum. Onlar zaten gerekli kayıtlarda.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir